Gazi Mustafa Kemal’in 21 Ağustos 1920’de T.B.M.M.’de Gaziantep Cephesi ile ilgili Yaptığı Konuşma

0
455

Gazi Mustafa Kemal’in 21 Ağustos 1920’de T.B.M.M.’de Gaziantep Cephesi ile ilgili Yaptığı Konuşma’nın tam metni:

13512108_1188210217878044_9073122756081099896_n

3 Ağustos vaziyeti tamamen şöyle idi: Fransız kuvvetleri Cerablus’un cenubu garbisinde ve şimendifer üzerinde bulunan Akçakoyunlu da tahaşşüd etmiş bulunuyor ve düşmanlarla teması muhafaza etmek suretiyle, Cerablus köprüsünü geçip ilerliyen, bize mensup bazı ufak müfrezeler de Akçakoyunlu karşısında düşmanla karşı karşıya temas halinde bulunuyorlardı. Bu tarihte Ayıntap ta (400) kişiden ibaret olmak üzere bir Fransız kuvveti vardı ki bu Fransız kuvveti oradaki kolejle, kolej civarında bulunan mahallatta mutahassın bir halde bulunuyorlardı.
Gerek şehir civarında ve gerekse şehir kenarında bizim bazı milli kuvvetlerimiz mevcut idi. Fransızlar 3 Ağustos ta Halepten ve Kilis ten, her biri takriben birer tabur olmak üzere, yeniden bir takım kuvvetler celbettiler ve bu kuvvetlerle 34 Ağustosta gece yarısından itibaren şark istikametinde, karşılarında bulunan zayıf müfrezemize taarruz ettiler Müfrezemiz Fransızların bu taarruzu karşısında ciddi bir muharebeyi kabul etmeksizin, düşmanı tevkif ve harekatmı tehir etmeğe çalışaraktan çekildi ve 4 ağustos günü akşamın kadar düşman Cerablusu işgal etti ve bizim müfrezemiz de Cerablusdan Fıratın karşısına, şark cihetine geçti. Biz düşmanın öyle şarka dogru giden bu hareketini şöyle tefsir etmiştik: Fransızlar kabul ettikleri musallaha ahkamına göre Urfayı ve Mardini işgal etmek üzere şarka yürüyorlar.
Bunun için: Cerablus’da Birecik’de Telahmer’de mevcut olabilen bilcümle vesaiti müruriyeyi ve köyleri imha ve tahrib etmek ve Fırat’ı müdafaa etmek ve Cerablus’tan Mardin’e kadar olan şimendifer hattını tamamen tahribe tmek için El cezire Cephesi Ordu Kumandanlıgı’na, Erkanı Harbiyei Umumiye’ce talimatı lazime verildi. Derhal o gün Cerablus köprüsü tarafimızdan tahrib edildi ve mevcut olan vesaiti müruriye de bertaraf edildi… Fransızlar bu surette bu vaziyet ve faaliyet karşısında şarka yürümekten sarfı nazarla, Ayıntap civarıdan kendi aleyhlerine yapılmakta olan ufak tefek teşebbüsattan da müteessir oldular. Çünkü Ayıntaptaki kuvayi milliyemiz filhakika bir taraftan Akçakoyunlu istikametindeki Fransız kuvvetlerine karşı diger taraftan da Akçakoyunlu’daki Fransız kuvvetlerinin Halep ve Kilis arasında muvasalalannı kesecek surette müfrezeler sevketmişlerdi. Binaenaleyh bu faaliyet karşısında Fransızlar Cerablusta dahi durmaksızın derhal 5 ağustos günü garba yürüdüler ve Cerablus’tan 25 kilometre kadar garpta bir mevkide 56 ağustos gecesini geçirdiler ve 6 ağustosta dahi yine yürüyüşlerine devam ettiler ve o gün akşam Akçakoyuntu’ya geldiler. Bizim Cerablus şarkın geçmiş bulunan müfrezelerimiz tekrar garbe geçerek Cerablus istasyonunu işgal etti. Diger taraftan Ayıntap civannda bulunan kuvayi milliyemiz de orada bulunan Fransız kuvvetlerini tazyik etmeğe başladı. Fransızlar 7 ağustos günü, takriben 2 alay piyade, bir süvari alayı ve iki batarya kadar toptan ibaret bir kuvvette Ayıntap istikameti umumiyesinde olmak üzere Karacavirana dogru bir yürüyüş yaptılar ve akşama kadar Karacaviran’ı işgal ettiler. Hattâ Karacaviranın şimali garbisinde bulunan Kızıldağ’a kadar ilerlediler ve burada durmaksızm tekrar Akçakoyunlu’ya döndüler ve 9 ağustosa kadar burada kaldılar 9 ağustos günü mühimce bir kuvvet olduğu tahmin edilen bir Fransız kuvveti Ayıntap istikametine yürüdü ve orada Tüzülsuyu vardı, o suyu geçti ve Ayıntapin cenubuna kadar vâsıl oldu. Bu Fransız hareketine karşı Ayıntap’taki kuvayi milliyemizin de bir kısmı Ayıntap’ın cenubuna geçerek orada bir mevkii münasip aldılar Fransızlar 10 ağustos günü bu mevkie taarruz ettiler. Bilhassa mevkiin sag cenahına yaptıktan tazyik neticesinde, oradaki kuvvetlerimiz Sacursuyu şarkım geçmege mecbur oldular. Bunun neticesinde Fransızlar Ayıntap’m cenup sırtlanna hâkim oldular ve şehre girerek oradaki kuvvetleriyle birleşmiş oldular. Ileri kıtaatım da Sacur nehrinin şarkı şimalisine geçirdiler 10 ağustosta bizim çekilen lzuvvetlerimizin bir kısmı şehri müdafaa etmek üzere şehrin içine girdi. Diger bir kısmı da şehrin kenarındaki tepelere çekildi. Fransızlar 11 Ağustosta taarruzlanna devam ile Ayıntap’ın şimalinde Beylerbeyi istikametine yürüdüler. Orada Dülükbaba tepesi vardır Orada bulunan kuvvetlerimizle muharebe ederek orasını da işgal ettiler.. Bu vehayi cereyan ederken, bittabi diger taraftan Fransız kuvvetlerine tekabül edecek kuvvetlerimizin Ayıntapta tahşidi için tedabiri lcızirneye tevessül edilmiştir. Biliyorsunuz ki bizim Islahiye’de, Kilis’de Pazarcık’da, Maraş’da, Birecik’de ve Nizip’de kuvvetlerimiz vardır ve Fıratın şarlzında dahi kuvvetlerimiz vardı. Binaenaleyh Fransızlar için bu saydığım mahallerden lüzumu kadar sürati mümlzüne ile tahşidi icabedenlere emredilmişti. Filhakika 12 ağustos günü bu mevakiden hareket eden kuvvetlerimiz Ayıntap’ın şimalinde Suboğazı civannda tahaşşüt etti ve tahaşşü dünü mütaakıben Ayıntap’ın şimal cephesine tevcih edilmek üzere, Beylerbeyi’nin şarkı şimalisinden mukabil taarruza geçildi. Fransızlara karşı 12 ağustosta başlayan bu taarruz ağustosun on ikinci ve on dördüncü günleri devam etti. Ağustosun on beşinci günün Ayıntap’ın şimal cephesinden bazı mühim nolztalar zaptolundu. Mesela: Hacıbaba denilen yer, sonra Rumevlek’in sırtlan gibi, ki bunlann zaptı üzerine uzakta Dülükbaba tepesinde kalmış olan Fransızlar kendiliklerinden orayı terke ve ricate mecbur oldu ve bir taraftan da şehir dahilinde bulunan mücahidinle temas hasıl oldu ve onlara cephane ve sair hususatta muavenet imkanına da mazhariyet mümkün oldu. 1617 ağustos günü kuvvetlerimiz mütemadi taarruzlanna devam ettiler. Nihayet 18 ağustos günü ki, bundan iki gün evvel en son ve hata taarruzlannı yaptılar Yalnız 12 Ağustostan 18 ağustosa kadar geçen takriben bir haftalık müddef zarfında Ayıntap ahalisi büyük ıstırabata ve takibata maruz kaldılar Fransız kuvvetleri kumandanı ahaliye hitaben gönderdiği bir beyannamede; sulh muahedesi mucibince buralan Suriyeden addedilerek Fransız mandasına teslim edilmiştir. Burası da Suriye mıntakasına ddhildir. Iki saat zarfında teslim olmadıgınız takdirde bütün şehri toplanmızla yakacagız ve hepinizi öldürecegiz, dediler. Oradaki ahali bu teklif üzerine içtima ettiler. Binnetice; Ayıntap yanar ve bütün Ayıntap ahalisi bu yangının içinde ölür, fakat düşmana teslim olmaz, dediler İşte islâmiyete ve ırkınıza şayeste olan bu celâdeti gösterdiler. Bu celiideti ifsadetmek isteyen birkaç kişiyi de derhal bertaraf ettiler. Düşmana karşı müdafaati mukaddeselerine devam ettiler. Bunun neticesi olarak 18 ağustos günü öğleden sonra saat ikide, düşmanın muhasarc. hattında, şark cephesinde bulunan kuvvetleri kâmilen maglüb edildi ve müntezimen parçalandı ve kuvvetlerimiz Ayıntap’ın içersine girdi. Düşman kuvvetlerinin bir kısmı Ayıntap’ın cenup sırtlarında tutunmak istiyordu. Diger bir kısmı da münhezim bir tarzda ricat ediyorlardı. Bizim de kuvvetlerimiz, bilhassa süvari kıtaatımız, bu ricat eden düşmanı takib ediyordu… Filhakika efendiler, Ayıntap havalisinde bulunan dindaşlarımız, istiklal mücadelesine başladıgımızdan beri, Yasin Bey biraderimizin de ifade buyurdukları gibi, hiçbir zaman, hiçbir sebep ve suretle hicretten bahsetmemişlerdir.
Ayıntap’taki kahraman dindaşlanmızın daima bahsettikleri bir şey var ise o da; memleketlerini düşman ayaklan altında bırakrnamak ve memleketlerine tecavüz cüretini gösteren düşmanı, kendi kuvvetlerine istinadederek, daima kahrü tedmir ve maglüp ve tardetmektir. Ayıntap ve havalisi ahalisinin vatan müdafaası, izzeti nefs ve namus ve istiklal müdafaasında gösterdikleri tavr-u hareket cidden şayan-ı takdir ve şayan -ı imtisaldir.
Ankara Büyük Millet Meclisi 21 Ağustos 1920

CEVAP VER